SAHİDEN, “TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKEMEZ”Mİ?

Ana Sayfa » Yazarlar » SAHİDEN, “TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKEMEZ”Mİ?
Paylaş
Tarih : 20 Şubat 2014 - 17:28

SAHİDEN, “TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKEMEZ”Mİ?

Bu sözü duymayanımız yoktur sanırım. Sanki atasözü haline gelmiştir. Halbuki bir terzi müşterilerine nasıl en güzel dikişlerini yapıyorsa, kendi giysileri ile ilgili dikişleri de en iyi şekilde yapabilme yeteneğine sahiptir. Üstelik, “can var canandan yakın” sözü, kişinin kendi ustalığını öncelikle kendisi üzerinde icra etmesi gerektiğine işaret etmiyor mu?

Herhangi bir konuda profesyonel olan usta, kendisini bir şekilde ihmal ediyorsa, bunun nedenlerini iyi araştırmak gerekir. Elbette buradaki “terzi” yakıştırması bir örnektir. Anlatacaklarımız bütün branşlardaki usta veya profesyoneller için geçerlidir.

Terzinin kendi söküğünü dik(e)memesinin sebeplerine bir göz atalım dilerseniz:

         Öncelikle dikememesinin imkanı yoktur. Çünkü ustadır ve terzilikle ilgili her türlü eylemi müşterileri için yaparken, kendisi için de yapma yeteneğine sahiptir.

         Dikmemesinin nedeni ise, en geniş şekliyle kendisine önem ve değer vermemesi olarak değerlendirilebilir.

Peki, kendisine değer vermemesinin nedenleri neler olabilir?

         İşleri çoktur, kendisine ayırmaya vakti kalmamıştır.

         Kendisini önemsememektedir.

         Müşterileri için kendisini heba veya feda etmektedir.

         Kendisine önem vermemekle, çevresine saygıda kusur ettiğinin farkında değildir.

Geçen hafta yeni bir kitap aldım. “KENDİNİZE YATIRIM YAPIN” isimli.  Prof.Dr. Ertuğrul KÖROĞLU yazmış. 742 sayfa, tam bir başucu kitabı.

Kaliteli yaşamın subasmanının, kaliteli bir insan olması gerektiğini artık biliyoruz. Kendisine bakmayan, kendi söküğünü dikmeyen, kendisine önem vermeyen, kendi kalitesine ve yaşamına yatırım yapmayan bir insan nasıl kaliteli bir insan olabilecektir?

Mumun çevresine ışık saçabilmesi için, öncelikle kendisinin yanması gerekir. Kaliteli insan çevresine ışık saçma yeteneğini gösterirken, mum gibi kendisini yok etmemelidir. Projektör veya jeneratör gibi çevresini aydınlatırken, kendisini de sürekli şarj edebilme yeteneğine sahip olmalıdır.

Kendi kalitesine ve sağlığına önem vermeyen, önleyici ve koruyucu tedbirleri zamanında al(a)mayan bir kişinin, kendi söküğünü dikmeyen veya dikemeyen bir terziden farkı yoktur.

Esasında kendi söküğünü ihmal edenler için, tükenmişlik başlamış demektir. Kendini tüketmeye başlayan bir kişinin ise, çevresine verdiği ışığın da en kısa zamanda tükenmeye başlayacağı bir gerçektir.

Kendi söküğünü dahi dikmeyen bir terzinin; sağlığını, beslenmesini, egzersizlerini, okumasını, eğitimini, paylaşmasını, pozitif iletişimini, empati yapmasını, sinerji üretmesini ve toplam kalitesini de ihmal ettiğini bilmek için, müneccim olmaya gerek yoktur.

Toplam kaliteli bir insan olmanın gerekleri olan kaliteli eylemleri, kendisi üzerinde uygulamaktan kaçınan terzinin,  çevresine ışık saçma coşkusu ne kadar güçlü olursa olsun; kendi sağlığı ve kalitesi günün birinde bozulduğu zaman, verdiği ışığın feri hızla sönmeye başlayacaktır. Kendi söküğü ile birlikte, kendisine zamanında yapması gereken yüksek nitelikli yatırımları yapmadığı taktirde, önce kendi bireysel kalitesi, daha sonra da çevresine ürettiği toplumsal kalite, hızla yara almaya başlayacaktır.

Yüksek kaliteli bir yaşam için, yüksek kaliteli bir insan olmanın gerekliliğini artık biliyoruz. Kaliteli bir insan olmanın da yüksek kaliteli bir bedeli vardır. Emeksiz yemek yok…

Bireysel ve toplumsal sorumluluğumuzu, ustalık anlamında yerine getirebilmemiz için, ilk önce kendi kıyafetlerimizin sağlam, düzgün, kaliteli ve söküksüz olmasına azami özen göstermeliyiz. Her türlü tedbir ve önleme rağmen, söküğümüz oluştuysa da, en kısa zamanda kimse görmeden ustalığımızı önce kendi üzerimizde göstererek söküğümüzü tamir etmeliyiz.

Aşırı işkolikliğin bir kaliteli yaşam hırsızı olduğunu biliyoruz. Çok iyi ustayız ve kendimize gelen bütün işleri yetiştireceğiz diye, lambanın fitilini daha çok açıp daha fazla aydınlatma amacında iken, lambaya gaz koymaya zaman bulamıyorsak; bir süre sonra lambanın söneceği kesindir.

Aniden hastalanmak, eğlenmeye ve dinlenmeye vakit ayırmamak, sevdiklerimizle kaliteli zaman geçirememek, dost ve arkadaşlık eylemlerine yatırım yapamamak, özel ve güzel hobiler geliştirememek, sağlıklı beslenmenin zevkine varamamak, okuma ve araştırmayı askıya almak, lambanın yakında söneceğinin işaretleridir.

Kişinin mutlu olması, huzurlu ve keyifli olması, güler yüzlü ve tatlı dilli olması, pozitif iletişim sahibi olması, grup dinamizmi ve etkinliğine katkı sunması, sevgi sermeyesi hesabını dolu tutması, kendisini sürekli yenilemesi ve geliştirmesi; sökülmeyen ve dejenere olmayan yüksek kaliteli eylemler bütünü ile mümkündür.

Terzinin kendi söküğünü dahi dikmemesi veya yoğunluğundan dolayı dikmeye zaman bulamamasının sebepleri vardır:

         Ya tembellik yaparak sürekli erteliyordur.

         Ya müşterileri için yanıp tutuşurken, kendisini bitiriyordur.

         Ya kaliteli yaşam ve sağlıktan haberi yoktur.

         Ya kalitesi bozulduğu zaman yeniden tamir edebileceğine dair ustalığına güveniyordur.

         Ya da mesleğin cilvesi olarak görüp, kendini işin akışına bırakmıştır.

Halbuki yukarıdaki olumsuz düşünce ve eylemlerin kaliteli yaşamda hiçbir yeri yoktur.

Özellikle, “terzi kendi söküğünü dikemez”, “mum dibine ışık vermez”, gibi neredeyse atasözü olmuş olumsuz cümleleri adeta sancak yapıp, “negatif etiketleme”de bulunmak, asla doğru bir davranış şekli değildir.

Çevreye ışık saçabilmenin en önemli yolu, kendi ışık saçma kaynağımızın sürekli dolu tutulmasına bağlıdır. Elbisenin söküğünü dikememeye gelmeden önce sökükle asla işimizin olmadığını iyi idrak etmemiz gerekir. Söküldükten sonra, usta hemen dikse bile, ona ayıracağı zamanın, müşterilere veya kendi kalitesine ayıracağı zamandan çalınacağı da işin bir başka tehlikesidir. Önce müşteri zihniyetiyle kendi söküklerine yol vermesi ise, önce kendi ışığının, arkasından da müşterilere vereceği ışığın ferinin cılızlamaya başlaması demektir.

Ustanın elbisesinin sökülmemesi için zamanında alacağı önlem ve tedbirlerin maliyeti, söküldükten sonra her ne zaman dikerse diksin, bu maliyetten daha düşük olacağı asla unutulmamalıdır. Nasıl olsa dahiyane doktorlarımız ve envai çeşit ilaçlarımız var diyerek sağlık ve kalitemizi kaderine terk etmek, terzinin söküğünü ciddiye almamasından çok daha ciddi bir problemdir.

Her anın kaliteli değerlendirilmesine çok ihtiyacımız vardır. Yaşam yaz boz tahtası değildir. Küçük veya büyük her türlü söküğün, hayatımızın kalitesinden çaldığı ve çalınan o zamanların asla bir daha geri gelmeyeceği unutulmamalıdır. Hele hele sökülmesine göz yumup, bir de dikilmesine bahaneler uydurulması kelimenin tam anlamıyla, kaliteli yaşamın hırsızları ile kucaklaşmak demektir.

Selam sevgi ve dualarımla… Allah’a emanet olunuz…

20 şubat 2014. Perşembe saat: 08.00 Antalya

Yrd.Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER

 

 

 

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

TARİHE KÜLTÜRE VE EMEĞE SAYGI

TARİHE KÜLTÜRE VE EMEĞE SAYGI 2-BUCAK’TA KÜLTÜREL DEĞERİ OLAN RESMÎ VE ÖZEL BİNALARIN TARİHÇESİ ( Bu bölüm 2. bölümün 1. parçasıdır:

1-BUCAK’TAKİ TARİHÎ KERVANSARAYLAR (HANLAR)

1-BUCAK’TAKİ TARİHÎ KERVANSARAYLAR (HANLAR) “İnsan emeğini takdir etmeyen kimseye insan dememelidir; o, hayvana benzer” Yusuf Has Hacib –

ATATÜRK’ÜN BUCAK’A GELİŞİ (6 MART 1930)

ATATÜRK’ÜN BUCAK’A GELİŞİ (6 MART 1930) Cumhuriyet henüz yedi yaşına gelmişti. Mart ayının başlarıydı. Gazi Paşa’nın 6 Mart 1930

EN SON HABERLER

KÖŞE YAZARLARI